Kaan'ımız

Lilypie Fourth Birthday tickers

29 Nisan 2009 Çarşamba


Yaklaşık bir haftadan beri bu kitapların kapağı açılmadı. Yani bu demek oluyor ki yaklaşık bir haftadan beri kitap kapağı açmamış olmanın verdiği huzursuzlukla vicdan azabı çekiyorum. Ama bir yandanda kendimi teselli ediyorum. Gerçekten vaktim olmadığı için çalışamadım. Telafi etmem lazım. Ama Kaan'la nasıl olucak bilmiyorum.
Söyledikleri gibi iki yaş sendromu, yani terrible two, diğer adlarıyla Korkunç 2 veya 2 yaş inat dönemi varmış. Kaan bu dönemi geçiriyor sanırım. Çok inatçı,çok hırçın. Bu aralar sorduğum bütün sorulara verdiği cevap aynı. Ayiy...Yani hayır. Hayırlısıyla şu dönemi atlatsak birde uyku sorunumuz çözülse keyfime diycek olmaz.

25 Nisan 2009 Cumartesi

Uzun zaman oldu yine blogumu güncellemeyeli. Hayat hızla akıp gidiyor. Günler o kadar çabuk bitiyor ki, şaşırıp kalıyorum.Hayat hızla akıp gittiğinden yorgunlukta kaçınılmaz oluyor. Eskiden uyumak için dönüp dururken yatağımda şimdi kafamı yastığa koyar koymaz uyuyorum. Aslında uyumak değilde sızıyorum diyelim buna. Geçtiğimiz pazar Esra'lardaydık. Bu fotolar o güne ait...

Her zamanki gibi Kaan o günün maskotuydu.


Salonda, mutfakta, odalarda, sehpanın üzerinde, televizyon dolabının içinde !!! Kısacası her yerde görebilirdiniz Kaan'ı. Hele o girilmesi pek mümkün olmayan tv dolabının içine girmesine çok güldük:)

Erkekler Galatasaray-Fenerbahçe maçını seyrederken, Kaan tek başına takılmayı tercih etti o sıra.




Esra Teyzesinin verdiği oyuncaklarla, en çokta maamunuyla oynadı.



Harun Amca'sının kucağında tv seyrederken Esra Teyze'si bu anı ölümsüzleştirdi.



Çok güzel bir akşam geçirdik. Her zamanki gibi yemekler yenildi, sohbetler edildi. Her zamanki gibi iddalar oynandı yani erkekler tarafından. Her zamanki gibi oynanan iddalar tek maçtan yattı:)))

16 Nisan 2009 Perşembe

Bu fotolar yine bir cumartesi gününe ait. Eşimin geçtiğimiz cumartesi Çapa'da toplantısı vardı. Beraber gidelim siz beni beklersiniz Çapa'nın bahçesinde, sonrada beraber gezeriz dedi. Sabah erkenden çıktık. Toplantı biraz uzadı, biz sıkıldık, hava soğudu. Bu arada ben Kaan'ı zaptetmeye ayrıca fotosunu çekmeye başladım, o yürüyüp, koşup, oynarken...
Eşim toplantıdan çıkınca önce Fatih'te Karadeniz Pidesi yedik, eşimin Karadeniz'li bir arkadaşıyla. Sonra da ailece gezdik. Beyazıt, Sultan Ahmet, Eminönü... Eminönündeyken balık ekmek yememek olmaz diyip, hızımı alamayıp balık ekmekte yedim. Ben yedim baba-oğul baktı... Çok gezdik, çok yürüdük, çok yorulduk mutlu mesut evimize döndük çok şükür:)
Kaan her zamanki gibi eve girmek istemedi. Sabahtan akşama kadar dışarıda olmasına rağmen. Kime çektiyse bu çocuk, hep gezelim istiyor:))



Çapa'nın bahçesinde bir minik erkek:))










Beyazıt'ta Sahaflar Çarşısı'nda bir minik kedi...


Tüm görkemiyle Sultan Ahmet Camisi

İstanbul'un her köşesinde rengarenk laleler














Ve küçük bir hatıra bıraktık hafızalarımızda....

6 Nisan 2009 Pazartesi

Güzel Bir Cumartesi Sabahı...

Bu cumartesi hiç aklımızda yokken eşim hadi kahvaltıya sahile inelim dedi. Ama bu defa kahvaltıyı dışarıda değil kendim hazırlıycam, çayımı kendim yapıcam diyip, bir hızla hazırlandım ve indik. Ben tam masayı hazırlarken Kaan büyük çaplı bir düşme tehlikesi yaşadı ki Allah korudu, hiçbirşey olmadı çok şükür. Kahvaltıdan sonra ben masayı toplarken babası oğluşunu salıncakta sallamaya Kaan'ın tabiriyle eeeeee yapmaya götürdü.



Bir ara böyle uyudu kuzucuk. Babası sarıp sarmaladı her zamanki gibi:)

Salıncaktanda düşünce Savaş çareyi salıncağın yanında oturmakta buldu:)


Daha önce görmemiştik biz bu parkı, Savaş keşfetti. Salıncakların hemen önündede masalar var. Bundan sonraki daimi yerimiz olucak. O ağacın altı:) Bizim çok hoşumuza gitti.

İşte o ağacın altı:)


Eve yürüyerek döndük, dönüşte çok güzel kitaplar aldık eşimle. Ben uzun zamandan beri merak edip okumakta geciktiğim Phılıppa Gregory'nin Bolleyn Kızı isimli kitabını aldım. Çok sürükleyici harika bir kitap. Anlatıldığı kadar varmış. Gündüz Kaan'dan fırsat buldukça elimden düşürmüyorum bu kitabı. Gecede herkes uyuduktan sonra ders çalışmaya devam...Arada uykuya yenik düşüp çalışmadığım zamanlarda oluyor tabi. Böyle olunca vicdan azabıyla dalıyorum uykuya:(

Şimdi benim kaçmam gerek oğluşumla haftada bir komşular arasında yaptığımız günümüz var bugün. Kaan içinde iyi oluyor bu gün, çünkü oğlumunda orda arkadaşları var her ne kadar aralarında oyuncakları paylaşamasalarda:)

2 Nisan 2009 Perşembe

Dün, akşam yemeğine misafirlerimiz vardı. Benim minik oğlum uslanmış,annesine yardımcı oldu ve annesini hiç üzmedi. Bende rahat rahat önce temizlik sonrada yemekleri yaptım. Gerçi bir ara Yasemin aneannesiyle parka gitti. Parkta bir kız arkadaş edinmiş kendine:) Birbirlerini çok sevmişler, beraber oyun oynamışlar,el ele tutuşmuşlar:) Dönüşte eve dönmemek için ikiside ağlamış.
Misafirlerimizi yeni saç modeliyle karşılayan Kaan. Babası bugünlük biraz jöle sürdü saçlarına:)

Bu günün fotoları Esra Teyzesinin karelerinden...




Burada içli köftelere sulanıyor. O kadar çok sevdi ki bu yemeği artık oğlum için sık sık yapıcam. Öğlen iki, akşam iki içli köfteyi gönderdi mideye hemde kendi isteğiyle:)





Oyuncak sandığının içinde babasının ve benim en sevdiğimiz biricik oyuncağımız:)



Bu aralar uyku promlemimiz zirvede yarım saatte bir uyanıyor neredeyse. Akşam uyumadan önce muzlu süt veriyordum. Bu aralar içmiyor. Gece uyku arasında süt veriyorum ama onuda içmiyor. Sanırım acıktığı içinde uyuyamıyor. O kadar uykusuz kalıyorum ki gece olsun istemiyorum:(