Bu yaramaz kuş yaklaşık bir ay önce, gündüz, ben evde yokken, açık bıraktığım mutfak penceresinden içeri girmiş. Ve mutfaktan Kaan'ın odasına girip saklanmış, hemde hiç ses çıkarmadan.Ben Kaan'ı uyuttuktan sonra, battaniyesini almak için odaya girdiğimde (o da benim gibi korkmuş olucak ki ) odanın içinde hızlıca uçmaya başladı. Ben tabi odanın içinde kuş olduğunu bilmediğimden kanat çırpış seslerine bir anlam veremedim ve hızla odanın kapısını kapatıp korkudan dua etmeye başladım. Üstelik Savaş evde yok, Kaan uyuyor. İlk 30 saniye, bu içerideki nedir, in midir cin midir diye düşünüp bir yandan dua ederken aklım başıma geldi. O ses kuşun kanat çırpma sesine benziyor dedim kendi kendime. Sonra tüm cesaretimi toplayıp sessizce kapıyı açıp, ışığı yakıp, tekrardan kapıyı kapattım. Ha bu arada ben kuştan bile korkan bir insanım. İçeriden ses gelmeyince usulca kapıyı aralayıp baktım. Ve bingoo. Kuş odada perdenin üstünde. Çok şükür yarasa falan değilmiş diyip kapıyı hemen kapattım. Yarım saat sonra Savaş geldi, O'na anlatıp kendime güldükten sonra hadi Savaş içeri girip kuşu yakala dışarı salıverelim dedim. Savaş Ben yapamam hem yazık bu dışarıda ölür, fazla yaşamaz falan filan derken tamam tamam dedim bu işi Yasemin Abla çözer.
Sağolsun hemen geldi elinde bir kutuyla. Bu arada saat gece 23.30, kuş yakalama operasyonu başladı. Sürekli kaçıyo kuş, Yasemin Abla da Kaan'ın yatağının üstünde bi iniyo bi çıkıyo. Bir yandanda nasıl gülüyoruz. Kuş bizimle resmen dalga geçiyor. Yanılmıyorsam bir 30-40 dakika sürdü bu kovalamaca. Yakaladıktan sonra nasıl bağırıyor korkudan kutunun içinde, o kadar üzüldüm ki. Neyse sonra hemen gecenin 12'sinde kuşu güvenli bir yere, diğer komşumuz Fatoş Abla'ya verdikte içimiz rahatladı. Şu anda bu yaramaz kuş Fatoş Abla'nın kızı Arzu'da. Üstelik Arzu bu olaydan birkaç gün önce annesine kuş almak istiyorum demiş. Kısmet ayağına geldi, yani kuş:))
Ev Halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ev Halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Aralık 2010 Cuma
6 Aralık 2010 Pazartesi
Tahmin ettiğim gibi oldu.. Ya bu sınavı kazanıcam ya da 1-2 puanla kaybedicem demiştim. 1 soru farkla kazanamadım. 80 netim vardı. Bu sınavda baraj 81- 82'ydi. Çan eğrisi olduğu için 82 netle kalıp, 81 netle geçen vardı. Ben 80'de kaldım ve öyle yanlışlar yaptım ki. Daha önce çözdüğüm bir soruyu yanlış yaptım mesela. Bir de öyle kolay bir soru vardı ki. Yok ya bu kadar kolay bir soru olamaz şaşırtmak için sormuşlar dediğim kek bir soruda beni gerçekten şaşırttılar. Soru gerçekten kolaydı ve ben yanlış yaptım:)) Kısmet böyleymiş ne yapalım. Ama hep dediğim gibi 55 puanla falan kaybetsem hiç üzülmezdim ama puanım 58.895 olunca üzüldüm. Hele o iki soruyu nasıl yanlış yaptım diye, sonuçların açıklandığı gece uyuyamadım. Herşeyde vardır bir hayır. Mart ayında bir daha giricem inşallah hayırlı sonuçlar alırım. Yine kursa falan gitmiycem evde hazırlanıcam Kaan'la beraber.
Cumartesi günü Taha'nın doğumgünü vardı. Saat 4 gibi Savaş bıraktı. Güzel bir doğumgünü oldu. Tam çocuklara göre. Kaan'da baya eğlendi. 9-10 çocuk vardı tam bir curcuna. Kaan Bey dans etmedi. Neden dans etmiyorsun dediğimde, çünkü komikler dedi. Aslında sever dans etmeyi ama sanırım utandı benim minik kurbağam:) Bir ara ortam sakinleşince bir baktım akrobatik hareketler yapmaya başladı. Neyse genelde Emir'le iyi anlaştılar. Arasıra araba için mızıldasalarda genelde iyilerdi. Herkes gittikten sonra gece uykuları geldiğinde, aynı koltuğa uzanıp sohbet etmeleri, birbirlerine sarılmaları falan çok tatlıydı. Sahi yazmadım di mi, biz o gece orda kaldık. Savaş'la, Selo bizdelermiş, Savaş maça gitmekten vazgeçmiş. Gece geldiler çocukları uyutup, oturduk, eski günleri yadedip klasik arabalar hakkında bilgi sahibi olduk ve sevdik Selo sayesinde:). Biraz daha foto baksaydım klasik araba alalım Savaş diye tutturabilirdim :)
Sabahta Seçil sağolsun güzel bir kahvaltı hazırladı. Kahvaltıdan sonra döndük evimize. Ben eve dönünce kaldığım yerden devam ettim sınav sonucunun yasını tutmaya. Bugünde temizlik yemek, erken yaptım sonra oğluşumla birlikte oynadık birşeyler boyadık, kestik, astık derken Kaan koltukta sızdı yine. Bende işte gördüğünüz gibi buralardayım:))
Ne zamandır hiç foto koymamışım. Gözüm gönlüm açılsın baktıkça:)
Cumartesi günü Taha'nın doğumgünü vardı. Saat 4 gibi Savaş bıraktı. Güzel bir doğumgünü oldu. Tam çocuklara göre. Kaan'da baya eğlendi. 9-10 çocuk vardı tam bir curcuna. Kaan Bey dans etmedi. Neden dans etmiyorsun dediğimde, çünkü komikler dedi. Aslında sever dans etmeyi ama sanırım utandı benim minik kurbağam:) Bir ara ortam sakinleşince bir baktım akrobatik hareketler yapmaya başladı. Neyse genelde Emir'le iyi anlaştılar. Arasıra araba için mızıldasalarda genelde iyilerdi. Herkes gittikten sonra gece uykuları geldiğinde, aynı koltuğa uzanıp sohbet etmeleri, birbirlerine sarılmaları falan çok tatlıydı. Sahi yazmadım di mi, biz o gece orda kaldık. Savaş'la, Selo bizdelermiş, Savaş maça gitmekten vazgeçmiş. Gece geldiler çocukları uyutup, oturduk, eski günleri yadedip klasik arabalar hakkında bilgi sahibi olduk ve sevdik Selo sayesinde:). Biraz daha foto baksaydım klasik araba alalım Savaş diye tutturabilirdim :)
Sabahta Seçil sağolsun güzel bir kahvaltı hazırladı. Kahvaltıdan sonra döndük evimize. Ben eve dönünce kaldığım yerden devam ettim sınav sonucunun yasını tutmaya. Bugünde temizlik yemek, erken yaptım sonra oğluşumla birlikte oynadık birşeyler boyadık, kestik, astık derken Kaan koltukta sızdı yine. Bende işte gördüğünüz gibi buralardayım:))
Ne zamandır hiç foto koymamışım. Gözüm gönlüm açılsın baktıkça:)
Etiketler:
Ben,
Ev Halleri,
gezmeler
1 Aralık 2010 Çarşamba
Kaan'la Röportaj
Bugün bir blogda gördüm. Kopya çektim napıyım:)) Biraz değiştirdim tabi. Ben yorumlarımı da ekledim.
En sevdiğin yemek: Makarna (Pilav,helva, kahvaltılı süt yani nesquik, yemekle hiç aramız yok.)
En sevdiğin içecek: Su (Süt, ballı veya çikolatalı. Meyvesuyunu hiç sevmiyorsun minik kuşum.)
En sevdiğin arkadaşın: Ege (Şimdide gülerek anne arkadaş diyosun.)
En sevdiğin çizgifilm: Tom ve Jerry, Bakugan.( Mickey mouse, Sünger Bob maalesef daha çok var bundan dolayı gerçekten üzgünüm:))
En sevdiğin oyuncağın: Bugün Burger King'den aldığımız oyuncak.(Aldığımız gün oynuyorsun sadece, oyuncağa verdiğimiz paraya acıyorum ama alıyoruz işte. )
En çok nereye gezmeye gitmeyi seversin: Parka, alışveriş merkezine ( Avm'lerde sadece çocuk bölümleri yani eğlence merkezi. Tabi mağazalardan hoşlanmıyorsun oyuncak mağazaları hariç.)
Daha devam edicektim ama daha soru sorma bana anne dedin. Ben araya bir tane daha sıkıştırayım derken lafı ağzıma koydun.Ya sana soru sorma demiştim ya..
Ama ya, anneye ya denmez,yaaa:)))
** Bu gece oğluşumla yalnızız. **
En sevdiğin yemek: Makarna (Pilav,helva, kahvaltılı süt yani nesquik, yemekle hiç aramız yok.)
En sevdiğin içecek: Su (Süt, ballı veya çikolatalı. Meyvesuyunu hiç sevmiyorsun minik kuşum.)
En sevdiğin arkadaşın: Ege (Şimdide gülerek anne arkadaş diyosun.)
En sevdiğin çizgifilm: Tom ve Jerry, Bakugan.( Mickey mouse, Sünger Bob maalesef daha çok var bundan dolayı gerçekten üzgünüm:))
En sevdiğin oyuncağın: Bugün Burger King'den aldığımız oyuncak.(Aldığımız gün oynuyorsun sadece, oyuncağa verdiğimiz paraya acıyorum ama alıyoruz işte. )
En çok nereye gezmeye gitmeyi seversin: Parka, alışveriş merkezine ( Avm'lerde sadece çocuk bölümleri yani eğlence merkezi. Tabi mağazalardan hoşlanmıyorsun oyuncak mağazaları hariç.)
Daha devam edicektim ama daha soru sorma bana anne dedin. Ben araya bir tane daha sıkıştırayım derken lafı ağzıma koydun.Ya sana soru sorma demiştim ya..
Ama ya, anneye ya denmez,yaaa:)))
** Bu gece oğluşumla yalnızız. **
21 Eylül 2010 Salı
Birinin başı dertte :)))
Annesinin yanında bir yandan boyama kikabını (kitabını ) boyarken, bir yandan her zamanki gibi radarlar açık, polis arabasının sesini duydu. Ve bombayı patlattı.
-Biyinin başı deytte :)))
Bu zamane çocukları pek bir alem..
****Grip sezonunu açmış bulunmaktayım. Bakalım bu sene kaç defa grip olucam.
-Biyinin başı deytte :)))
Bu zamane çocukları pek bir alem..
****Grip sezonunu açmış bulunmaktayım. Bakalım bu sene kaç defa grip olucam.
18 Mart 2010 Perşembe
Mutluyum camın önüne koyduğum dört lalem çiçek açıyor :) Ama makinem yok çekemiyorum fotoğraflarını :)Sanırım fotoğraf makinemi yaptırmıycaz, yerine yenisini alıcaz. Çünkü servisine götürdük biraz fazla ücret talep ettiler. Eşimde onun yerine üstüne para koyup yenisini alırız dedi :)
Yaz tatili için rezervasyonlarımızı yaptırdık. Benim çok sevdiğim bir yere gidicez inşallah. Sonrası da ramazan ayı zaten.Tatilden önce de anneannemize gidip bir ay kalıcaz. Yaz mevsiminden (sıcaklar yüzünden ve kararmak istemediğimden) pek hazzetmeyen ben bakalım bu yazı nasıl geçiricez.
Yaz tatili için rezervasyonlarımızı yaptırdık. Benim çok sevdiğim bir yere gidicez inşallah. Sonrası da ramazan ayı zaten.Tatilden önce de anneannemize gidip bir ay kalıcaz. Yaz mevsiminden (sıcaklar yüzünden ve kararmak istemediğimden) pek hazzetmeyen ben bakalım bu yazı nasıl geçiricez.
6 Aralık 2009 Pazar
Bu aralar nereye gitsek bu çantayla beraber gidiyoruz. İçine kitaplarını, suyunu, bezini, ıslak mendilini, oyuncaklarını koyuyor. Ve ağırlığına rağmen kendi taşımak istiyor. Bende arkadan çantasını tutup kaldırıyorum fazla ağırlık olmasın diye, işine geldiği için sanırım hiç itiraz etmiyor. Çantasının kulplarını yanlarından tutup "Annecim abiley böyle yapay. " diyor.
Aldığımız ilk gün o kadar mutlu oldu ki fotoğraf çekmeme bile izin verip, poz verdi.
Her akşam uyku tulumunu giyip, dişlerimizi fırçalıyoruz. Canı istediği zaman tek kitapla yetinmeyip bütün kitaplarını okuyoruz. :) Sonrada uyku.. Artık en geç 22- 22:30 arası uyuyor çok şükür. Daha erkene çekmeyi düşünüyorum tabi becerebilirsek.
Uyku tulumuna büyük pıcama diyor.
Artık herşeyi rahatça konuşuyor. Bazen öyle şeyler söylüyor ki şaşırıp kalıyoruz. Bizim ona söyleyip, güya ders veriyoruz çocuğa, sonradan unutup yanında söylediğimiz şeylerin aynısını o bize söylüyor. Mesela geçenlerde severek poposuna vurup eşek dedim. Bana dönüp annecim eşek diyilmez, çok ayıp dedi.
Unutmadan yazıyım diyorum ama bir türlü olmuyor, hep unutuyorum. O kadar tatlı konuşuyor ki, bazen bakıp keşke büyümese hep böyle kalsa diyorum.
İşte Kaan'dan inciler..
-Nerde Kaan annecim?
-Bak buyda gözleyinin içinde.
*************
Boş parkları gören Kaan :
-Annecim payklay kapanmış, kımandayla kapatmışlay. Kımandayla açalım.
************
Mavi ayıcığını yastık niyetine kullanan annesine sinirli sinirli bakıp;
-Annecim o dastık diil sadece ayıcık.
************
Annecim bak ambılans gidiyoy. Adamı doktoya götüyüyo.
***********
Doktorculuk oynarken kulaklarıma güya krem olan deodorant şişesini alıp sürüyor. Ben gülünce "annecim yapmaaa, gülme haştaşın" diyip uslu durmadım diye sanırım kulaklarıma iğne yapıyor.
***********
Birde şu herkesle cimli cımlı konuşmasına bitiyorum. Annecim, babacım, nenecim, teyzecim... Çok kibardır benim oğlumcum:) verdiğimiz herşey için teşekkür eder bize, bazen paydon der. Sinirlendiği zamanlarda bu kibarlığını kaybeder, cim cımlar silinir, o incecik ses birdenbire kalınlaşır ve annnneeeee diye seslenir.
**********
5 Kasım 2009 Perşembe
Aman Allah'ım yine ne kadar foto birikmiş. Canım oğlum farkındayım bu aralar çok ihmal ettim bloğunu:) Ankara fotoların bile duruyor hala. İşte çok sevdiğin kuzenlerin ve sen.
Biz alışverişteyken Özgür Amca'nın kucağında uyudun, hemde mışıl mışıl.
Bir hafta boyunca Çağla ve Umut'la her gün, bazen de günde birkaç defa parka gittin. ( Dedenle ve babanla gittiklerini saymıyorum.) Seni normalde hiç yalnız bırakmam ama orası güvenlik açısından çok iyiydi ayrıca Çağla ve Umut seninle çok iyi ilgileniyorlardı. Sende bunların tadını çıkardın. Yanıma gelip annecim baybay diyip gidiyordun. Evdede bazen böyle oynuyordunuz.
Bunlarda döndükten sonraki ev hallerin..
Resim yapmaktan,
Helede müzik dinlemekten acayip keyif alıyorsun. Dans ederken kendine ait bir tarzın var artık :)
Kulaklıkla müzük dinlemek senin için ayrı bir keyif. Kulaklık kulağındayken bağıra bağıra konuşmana bayılıyorum:)
Bu da Cumhuriyet Bayramından. Elindeki Tüyk Bayyısını çok sevdin, bütün gün elinden bırakmadın.
Bugünlük bu kadar foto yeter sanırım. Evde ilgilenmem gereken grip bir eş var. Evde bir oda karantina altında. Bütün gün boyunca yemek, bitki çayları ve ilaç servisi yapıyorum. Kapıyı her açışımda Kaan odaya doğru fırlıyordu. Ama artık oda alıştı. Kapıyı her açışımda annecim uzaktan öpücem diyip eliyle öpücük gönderiyor. Gördüğü herkese babasının hasta olduğunu anlatıp duruyor. O kadar geveze ki bütün gün susmuyor. Buda ayrı bir post konusu :)
Etiketler:
Aile,
Ev Halleri,
Geziler
18 Eylül 2009 Cuma
Minik Fanatik..
Geçen haftaki Galatasaray maçından. Bunlar babasının Kaan'a doğumgünü hediyeleriymiş:)Gerçi Kaan'ın maç falan izlediği yok, genelde erkeklerle değilde biz bayanlarla takılmayı daha çok seviyor. Ne kadar oğlum git biraz amcalarla, babayla maç izle diye ısrar etsemde inadı inat. Biz bayanlar yine Aşk-ı Memnu yerine Caillou'yu izledik hep beraber:) Var mı Caillou gibi akıllı uslu çocuklar? Ben her izlediğimde bunalıma giriyorum:)

13 Eylül 2009 Pazar
Dvd Keyfi...
Benim minik, yakışıklı, yaramaz oğluşum.. Sen artık iyice büyüdün. Babanın senin için aldığı çizgifilmleri sen seçip, sen karar veriyorsun hangisini izleyeceğine. Sevdiğin ve hiç sevmediğin çizgifilmler var. Mesela bak bu fotolarda şu sıralar en sevdiğin Alvin'i seyrediyorsun.
1 Eylül 2009 Salı
12 Ağustos 2009 Çarşamba
...Onncak, Ucaak, Ego, Avun (Oyuncak, Uçak,Lego,Hamur)
Bensiz oynadığı tek şey uçak. Artık uçaktan korkmuyoruz ya, çok seviyoruz ya, uçak gördüğü zaman anne bi-ne-cem bi-ne-cem diye ağlıyor.Bazende el sallıyoruz uçaktaki teyzemize:)
Etiketler:
Ev Halleri,
Parklar-Oyunlar
4 Haziran 2009 Perşembe
Kek yaptık..
Sabah kalktı fırına baktı. Anne deet (kek) dedi. Kalktık, oğluşumla beraber kek yaptık :)Ben keki yaparken o sandalyenin üstünde uslu uslu beni izledi. Pişmesini sabırsızlıkla bekledi. Ara ara gidip baktık fırına pişimiş mi kek diye. Fırından çıkarırken keki başladı gülmeye. Şimdide büyük bir iştahla yiyor. Onu böyle iştahla kek yiyip bir yandan çizgi film izlerken görünce, mutlu olduğumu hissettim.
Sadece bir dilim çikolatalı kek.
O mutlu ben mutlu...
Sadece bir dilim çikolatalı kek.
O mutlu ben mutlu...
2 Nisan 2009 Perşembe
Dün, akşam yemeğine misafirlerimiz vardı. Benim minik oğlum uslanmış,annesine yardımcı oldu ve annesini hiç üzmedi. Bende rahat rahat önce temizlik sonrada yemekleri yaptım. Gerçi bir ara Yasemin aneannesiyle parka gitti. Parkta bir kız arkadaş edinmiş kendine:) Birbirlerini çok sevmişler, beraber oyun oynamışlar,el ele tutuşmuşlar:) Dönüşte eve dönmemek için ikiside ağlamış.
Misafirlerimizi yeni saç modeliyle karşılayan Kaan. Babası bugünlük biraz jöle sürdü saçlarına:)
Misafirlerimizi yeni saç modeliyle karşılayan Kaan. Babası bugünlük biraz jöle sürdü saçlarına:)
Burada içli köftelere sulanıyor. O kadar çok sevdi ki bu yemeği artık oğlum için sık sık yapıcam. Öğlen iki, akşam iki içli köfteyi gönderdi mideye hemde kendi isteğiyle:)
Bu aralar uyku promlemimiz zirvede yarım saatte bir uyanıyor neredeyse. Akşam uyumadan önce muzlu süt veriyordum. Bu aralar içmiyor. Gece uyku arasında süt veriyorum ama onuda içmiyor. Sanırım acıktığı içinde uyuyamıyor. O kadar uykusuz kalıyorum ki gece olsun istemiyorum:(
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
