Anası kılıklı Kaan yine hasta. Daha yeni iyileşmişti yine tekrarladı hemde daha beter.
Kış geldi mi grip beni asla terketmez. Arasıra kısa süreli ayrılıklar yaşarız ama, ne ben onu bırakabilirim, ne de o beni bırakabilir. Böyle aramızda sıradışı bir ilişki var. Çok seviyoruz birbirimizi çoook. Koptum yine sebebi gece Kaan'ın öksürük nöbetlerinden dolayı uyuyamadık. Kakltığımdan beri de kuzum pek fena. Ayağımda sallıyorum, baygın bir şekilde, indirince ağlayıp beni salla diyor.Şuruplarını zar zor içirdim. Biraz daha bekliyeyim bir düzelme olmazsa doktora ki inşallah düzelir yoksa halimiz harap. Doktor kontrollerimiz hep olaylı geçer. Offf saat kaç oldu daha kahvaltı bile yapmadım. Hasta olan tüm çocuklara şifa diliyorum Kaan'ıma da.. Çocuklar hasta olmasın. İnsan kendini çaresiz hissediyor bazen:))
Hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Kasım 2010 Salı
8 Kasım 2009 Pazar
Grip:((
İlk önce eşimde başlayan grip ardından beni ve Kaan'ı yatağa düşürdü. Eşim atlattı, binlerce şükür Kaan'da hafif atlattı gibi. Ama ben bu geceyi o kadar kötü geçirdim ki. Bütün kemiklerim ağrıdı, ve gece boyunca hiç ısınamadım titreyip durdum. Savaş'ta bütün gece hiç uyumadı. Kaan'ı salladı, Kaan'ın ateşini sürekli takip etti ve ilaçlarımızla ilgilendi. Bende ateş yoktu ama Kaan'ın ara sıra çıkıyordu. En fazla 38.7 falan oldu.Yani sürekli, düşmeyen bir ateşi yoktu. Doktorun verdiği ilaçlara devam ettik. Kaan izin verdiği müddetçe tabi. Kaan'a şurup içirmek çok büyük bir sorun. Bazen kendi isteğiyle içiyor, bazende ne desek ne yapsak içmiyor. Zorlada içiremiyoruz. Kendini kusturuyor.
Normal zamanlarda gripken hiç ilaç kullanmayan ve hiç yatıp dinlenmeyen ben şimdi nasılda zamanında içiyorum ilaçlarımı. Çayın hiç bir türünü sevmeyen ben dün gece Savaş'ın aldığı, içinde ekinezya, bamya çiçeği, ıhlamur, papatya, tarçın, zencefil, karabiber ve daha ismimni hatırlayamadığım bir sürü ot olan çayı bile içtim. Hemde bir fincan. Ama bu ilk ve son deneyişim olucak. Tadı fena değildi içerken ama dün geceden beri aklıma geldikçe midem bulanıyor. Unutmadan birde hergün sarmısak yutuyoruz birer tane. Bunların dışında portakal, mandalina bol bol. Şu kışı sağsalim bir atlatsaydık milletçe, başka bir isteğim yok. Aşı konusunda bende pek olumlu şeyler düşünmüyorum açıkcası. Ama ölenlerin sayısı her geçen gün arttıkça bazen acaba??? diyorum bende. Kış aylarında sürekli grip olan ben, acaba ne gribi bu, normal grip mi yoksa domuz gribimi, ay Kaan' a geçicek, eşime bulaşıcak, ya onlara birşey olursa diye düşüne düşüne kafayı yerim herhalde. Neyse daha fazla uzatmadan herkese gripsiz, sağlıklı günler diliyorum...
Normal zamanlarda gripken hiç ilaç kullanmayan ve hiç yatıp dinlenmeyen ben şimdi nasılda zamanında içiyorum ilaçlarımı. Çayın hiç bir türünü sevmeyen ben dün gece Savaş'ın aldığı, içinde ekinezya, bamya çiçeği, ıhlamur, papatya, tarçın, zencefil, karabiber ve daha ismimni hatırlayamadığım bir sürü ot olan çayı bile içtim. Hemde bir fincan. Ama bu ilk ve son deneyişim olucak. Tadı fena değildi içerken ama dün geceden beri aklıma geldikçe midem bulanıyor. Unutmadan birde hergün sarmısak yutuyoruz birer tane. Bunların dışında portakal, mandalina bol bol. Şu kışı sağsalim bir atlatsaydık milletçe, başka bir isteğim yok. Aşı konusunda bende pek olumlu şeyler düşünmüyorum açıkcası. Ama ölenlerin sayısı her geçen gün arttıkça bazen acaba??? diyorum bende. Kış aylarında sürekli grip olan ben, acaba ne gribi bu, normal grip mi yoksa domuz gribimi, ay Kaan' a geçicek, eşime bulaşıcak, ya onlara birşey olursa diye düşüne düşüne kafayı yerim herhalde. Neyse daha fazla uzatmadan herkese gripsiz, sağlıklı günler diliyorum...
15 Ekim 2009 Perşembe
Ne kadar uzun zaman oldu yine yazmayalı. Bu uzun zaman içerisinde hep sağlık sorunları yaşadık. Bu yüzden hiç içimden gelmedi yazmak.
Neredeyse on gün olmuş Ankara'dan döneli. Kayınvalidemin ayağı kestiler. Şeker hastalığı, haftanın üç günü diyaliz, kalp hastalığı, romatizma derken ayağındaki sorunlar başladı. Tabi bunun en büyük nedeni şeker hastası olması ve diyalize bağlanmasıydı. Çok zor günler geçirdi, geçirdik. Böylesine hayat dolu, evde oturmayan, gezmeyi çok seven bir insanı o halde görmek çok acıydı. Allah'a hep dua ediyorum.Allah'ım sen anneme sabır ver yardım et diye. O mu? O o kadar sancısı varken bile hala bizi düşünüp bizi güldürmeye çalışıyor.
Ankara'dan geldiğimizden beri hastayız, ana-oğul üşütmüşüz.Gerçi Kaan Bey benden daha iyi sayılır. Hayatımda yatmayıp hep ayakta geçirdiğim grip bu defa beni yatağa düşürdü ve on gündür hala kendime gelemedim. Tabi bunda ilaç kullanmamamın nedenide çok.
Kaan bu aralar iki diş daha çıkardı. Sonucu aşırı derecede huysuzluk, iştahsızlık. Yinede hergün şükretmek lazım. Sonuçta bu dertlerin devası var. Rabbim dermansız dertler vermesin inşallah.
Neredeyse on gün olmuş Ankara'dan döneli. Kayınvalidemin ayağı kestiler. Şeker hastalığı, haftanın üç günü diyaliz, kalp hastalığı, romatizma derken ayağındaki sorunlar başladı. Tabi bunun en büyük nedeni şeker hastası olması ve diyalize bağlanmasıydı. Çok zor günler geçirdi, geçirdik. Böylesine hayat dolu, evde oturmayan, gezmeyi çok seven bir insanı o halde görmek çok acıydı. Allah'a hep dua ediyorum.Allah'ım sen anneme sabır ver yardım et diye. O mu? O o kadar sancısı varken bile hala bizi düşünüp bizi güldürmeye çalışıyor.
Ankara'dan geldiğimizden beri hastayız, ana-oğul üşütmüşüz.Gerçi Kaan Bey benden daha iyi sayılır. Hayatımda yatmayıp hep ayakta geçirdiğim grip bu defa beni yatağa düşürdü ve on gündür hala kendime gelemedim. Tabi bunda ilaç kullanmamamın nedenide çok.
Kaan bu aralar iki diş daha çıkardı. Sonucu aşırı derecede huysuzluk, iştahsızlık. Yinede hergün şükretmek lazım. Sonuçta bu dertlerin devası var. Rabbim dermansız dertler vermesin inşallah.
30 Ağustos 2009 Pazar
Büyükada..
Ramazan ayı gelmeden birkaç günlüğüne Büyükada'ya gidelim dedik. Gittik ilk gün denize girdi oğluşum, hemen akşamına hastalandı. Aslında önceden kapmış şifayı, denizde bahanesi oldu. Bir gece kalıp geri döndük evimize. İyikide dönmüşüz. Zira iki gün boyunca Kaan'ın ateşini düşüremedik. En sonunda üç tane iğne yiyince düzeldi minik kuşum. Ateşlendiğinde avuz avuz (havuz) diye sayıkladı durdu:(( Bizde babasıyla ona bakıp bakıp üzüldük.
İlk gün Allah'tan bol bol gezdik. Önce deniz sonra ada turu hem motorla hem faytonla.







İlk defa balık çorbası içtik. Tahminimdende fazla lezzetliymiş.


Bu grubun adı Koptu Kervan. Hintçe, farsça ve daha bir çok dilde yabancı şarkı söylediler. Tek kelimeyle mükemmeldi diyebilirim. Kaan oradan ayrılmak istemedi. Hatta onlar için para bile topladı. Hafif kırgınlığı vardı ama yine yerinde durmadı. Bir ara oynadı, bol bol alkışladı, alkışlattırdı:)) Onlardan çok Kaan ünlü oldu diyebilirim. Yine bana gelip nazar duası okumamı isteyenler oldu.
Biraz yürüyüşten sonra yine dönüp dolaşıp oraya gittiK. Videoya çektim arasıra Kaan'la beraber dinliyoruz. İnsanı alıp götürüyor müzikleri, dinlendiriyor sanki. Bilmiyorum abartmış olabilirimde ama biz eşimle çok sevdik onları. Çok başka hayatları var hep sokaktalar ama mutlu gibiler sanki :)
Bu arada sanırım araplar yine adayı fethetmiş:)) Sanki biz turisttik onlar yerli halk. Bir an kendimi turist gibi hissettim.

Faytonla döndük otele. Sizi bilmem ama ben ne zaman faytona binsem hep eski zamanlarda yaşamak isterim, hayallere dalarım. O eski konaklara, köşklere bakarken o kadar çok şey gelir ki aklıma. Kimbilir buralarda kimler, neler yaşadı der dururum eşime:)) Hatta bunu onlarca kez falan söylerim. En sevdiğim konağı seçmeye çalışırım. Her seferinde karar veremem. En çok beyaz olanlara takılır gözüm.. Belkide bu yüzdendir Büyükada'yı bu kadar sevmem.
İlk gün Allah'tan bol bol gezdik. Önce deniz sonra ada turu hem motorla hem faytonla.
İlk defa balık çorbası içtik. Tahminimdende fazla lezzetliymiş.
Faytonla döndük otele. Sizi bilmem ama ben ne zaman faytona binsem hep eski zamanlarda yaşamak isterim, hayallere dalarım. O eski konaklara, köşklere bakarken o kadar çok şey gelir ki aklıma. Kimbilir buralarda kimler, neler yaşadı der dururum eşime:)) Hatta bunu onlarca kez falan söylerim. En sevdiğim konağı seçmeye çalışırım. Her seferinde karar veremem. En çok beyaz olanlara takılır gözüm.. Belkide bu yüzdendir Büyükada'yı bu kadar sevmem.
16 Aralık 2008 Salı
Zor Günler...
Minik kuzum hasta. Şu anda uyuyor, daha doğrusu uyumaya çalışıyor, öksürük nöbetleri izin verdiği müddetçe. Doktorun verdiği şurupları içiremiyoruz, yemek yediremiyoruz. Zorlarsak kusuyor ve sürekli ağlıyor. Dün gittik doktora böyle giderse bugün yine gidicez galiba. Kaan şimdiye kadar hiç hasta olmamıştı böyle. Alışık değilim Kaan'ı böyle halsiz, hareketsiz,gözleri baygın görmeye. Birazcık iyi oldumu kuzum hemen başlıyor koltuklara tırmanmaya. Hep söylenir dururdum geceleri uyumuyor, hiç yerinde durmuyor, çok yaramaz diye. Bir iyileşsin bir daha ağzımı açmıycam:(
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
