Kaan'ımız

Lilypie Fourth Birthday tickers

16 Aralık 2008 Salı

Zor Günler...

Minik kuzum hasta. Şu anda uyuyor, daha doğrusu uyumaya çalışıyor, öksürük nöbetleri izin verdiği müddetçe. Doktorun verdiği şurupları içiremiyoruz, yemek yediremiyoruz. Zorlarsak kusuyor ve sürekli ağlıyor. Dün gittik doktora böyle giderse bugün yine gidicez galiba. Kaan şimdiye kadar hiç hasta olmamıştı böyle. Alışık değilim Kaan'ı böyle halsiz, hareketsiz,gözleri baygın görmeye. Birazcık iyi oldumu kuzum hemen başlıyor koltuklara tırmanmaya. Hep söylenir dururdum geceleri uyumuyor, hiç yerinde durmuyor, çok yaramaz diye. Bir iyileşsin bir daha ağzımı açmıycam:(

8 Aralık 2008 Pazartesi

Bayramınız Kutlu Olsun!


Yoğun ve yorgun geçen günlerin ardından güzel bir bayram daha bizleri bekliyor. Umarım hepimiz huzurlu ve mutlu bir bayram geçiririz. Herkesin bayramını kutluyoruz, iyi bayramlar...

30 Kasım 2008 Pazar

Geçtiğimiz cumartesi eşim, kızkardeşim ve ben alışverişe çıktık. Planımız ben ve kardeşim alışveriş yaparken, eşimde Kaan'la ilgilenicekti. Çıktık hava biraz yağmurluydu ama soğuk değildi. Biz kardeşimle bir mağazaya girdik. Hemen çıkacağımız için eşim bizi dışarıda bekledi. Beş dakika sonra mağazadan çıktığımda işte bu manzarayla karşılaştım...


Kaan'ın arabasında kendi kendine uyuyacağı aklımın ucundan geçmezdi.


O'nu uyurken izlemeye doyamıyorum.

Babası hemen sarıp sarmaladı, oğluşu üşümesin diye. Sonra ne mi oldu? Kaan uzun bir süre uyudu. Eve gelmeden az önce uyandı. Bizde rahat rahat alışverişimizi yaptık.

22 Kasım 2008 Cumartesi

Kaan'ın Küçük Kitaplığı

Bundan birkaç ay önce, Kaan'a ilk kitabını alıp ona gösterdiğimde okumama bile fırsat vermeden elimden çekip, bir kaç saniye öylesine bir bakıp kenara atmıştı. O zaman tencereler tavalar dahada ilgisini çekiyordu. Oyuncakları mutfak eşyalarından ibaretti:) Şimdi o dönemi atlattık. Artık oğluşumun tencere ve tavalardan daha fazla ilgisini çeken kitapları var. İnşallah tüm hayatı boyunca kitapları sever, iyi bir okuyucu olur. İşte Kaan'ın küçük kitaplığı ve sevdiği kitapları:)

Araba nerde Kaan dediğimde o küçücük parmaklarıyla arabayı gösteriyor. Taşıtları tanıması açısından güzel bir kitap.


Bu dönem sayılarla işimiz olmadığı için sadece resimlerine bakıyoruz. Bir iki üç dediğimde o da söylemeye çalışıyor bire bi dedikten sonra ikide takılıyor:)Bu kitabın içindeki resimlere bakıyor civcivlere cici, köpeğe hav hav diyor genelde.

Kedileri sevdiği için bu kitap ilgisini çekiyor.


Bu kitaplar aslında 2 yaş ve üzeri içinmiş ama içindeki resimleri ve kısa hikayeleri çok güzel. Hem ikiye şurda ne kaldı:)

Unutmadan yazıyım. Oğluşum çok güzel hooooop baaaa diyor. Birilerini çağırıcaksa bağırarak avva diyor. Hala çözemedik ne demeye çalıştığını. Birde teyzesine tede diyor:))

14 Kasım 2008 Cuma

Parkta Kimsecikler Yok, Keyfim yok!!!

Parka geldik yine, çok mutluyum. Ama pek kimse yok, iki küçük abla var sadece.
Aaaaa anne nereye gidiyor ablalar?

Ablalarda gitti, keyfim kalmadı. Kime bakıp gülücem şimdi? Hep anneme gülemem ya:(

Of ya anne sende fotoğraf çekip durma. Gittiler işte bak kimse kalmadı. İnicem salıncaktan, hadi hadi indir beni...



Karar veremedim şimdi birazcık daha mı sallansam acaba.

Yoksa şu kaydırağamı binsem?


Hadi kaydırağa bineyim bari.

Uffff ya çık çık bitmez bu merdivenler.

Şurdan mı çıksam acaba. Neyse ya yeter bu kadar. Hadi anne gidelim eve havalar bozdu buralarında tadı tuzu kaçtı ya baksana böyle bomboş park mı olur:((((

8 Kasım 2008 Cumartesi

Teyzemi Karşılamaya Gidiyorum:)

Son anda verilmiş bir kararla bende gittim teyzemi karşılamaya. Teyzemi bekliyorum, ama görünürde kimse yok.
Uçak rötar yaptı heralde, hala yok!
İşte gördüm, teyzem geliyor:)))))
Teyzecim seni çooooook özledim.

Hadi ellerini uzat bana.....
Valizleride aldık hadi eve gidelim!
Burası çok rahatmış, ben vazgeçtim eve gitmekten. Hadi hızlı sür baba çok yavaşsın!

5 Kasım 2008 Çarşamba

Teyzemiz Geliyor:)))

Unutmadan bugün Kaan'ın biricik teyzesi, benim biricik kızkardeşim geliyor. Ben ve Kaan havaalanına gidip karşılamayı çok isterdik ama olmadı Savaş alıcak onu. Ne diyelim çok mutluyuz:))))

Haftasonu Yürüyüşü, Alışveriş Maceraları

Canı sıkıldımı benim dolabıma gidip (sürgülü kapı olduğu için kolaylıkla açıyor)eline ne geçerse, giymem için bana veriyor. Sonra içinde başörtülerimin bulunduğu çekmeceyi açıp bir başörtüsü veriyor elime. Hangi çekmecede ne olduğunu biliyor ve hiç şaşırmıyor. Eğer ben giyinmeye başlamazsa beeeeeyy beeeeyyy diye bağırmaya başlıyor, elindeki kıyafetlerimi sallayarak. Eğer çıkıcak zamanım yoksa unutturmaya çalışıyorum ama inadı inat. Unutmuyor genelde. Bazende işi gücü bırakıp parka veya markete gidiyoruz. Bebek arabasını almıyorum artık parka giderken. Oradan oraya koşturuyor çünkü. Bu fotolarda geçtiğimiz pazar gününe ait. Pazar günü eşim yorgun olmasına rağmen bizi sahile yürüyüşe götürdü. Kendileri yürüyüş yapmasını o kadar sever ki yorgnluğuna falan aldırmadı götürdü bizi:)
Sahilde oğlum güle oynaya koştu, yürüdü.

Denize ve kendi kafasına bol bol taş attı. Attığı küçük taşların yarısı kafasına yarısıda denize gitti.
Bu fotolarda markette çektiğimiz fotolar. Olaylar şöyle gelişir sırasıyla. Bebek arabasında oturmakta olan Kaan birdenbire heycanlanır market arabalarını görünce. Hemen ayağa kalkar ve bağırmaya başlar. Amaç hemen o arabalara binmektir vakit kaybetmeden. Kendi arabasından alınır itinayla market arabalarına bindirilir. Alışverişimizin sonlarına doğru canı sıkılır, aldığımız şeyleri aşağıya atmaya başlar ve biz alışverişimizi hızlıca bitirip evimize döneriz.
Geçenlerde anne oğul beraber yaptık alışverişimizi. Kaan çok uslu durdu maşallah. Babasına yapıyor herhalde şımarıklıkları dedim.


Değmeyin keyfine, elinde çoğunlukla yemeyip yerler attığı krakerler ve alınan şeyler.

Adığımız şeyleri kontrol ediyor. Kalite kontrol uzmanı.

Nasrttin hoca eşeğe ters biner misali Kaan'da arabasına ters biniyor.


Anne ve babasına ceeeee yapıyor kuzucuk.

31 Ekim 2008 Cuma

Kaan Nerede?

Geçenlerde evde yine bir ara Kaan ortadan kayboldu. Kaan diyorum ses yok. Eyvah dedim bizimki yine iş başında. Odasına girdim ve onu bu halde buldum. Bakınız resim 2
Kaan nerde diyorum,kafasına sepeti geçirip çıkartıyor ve deeee diyor. Buradaki deeee'nin anlamı ceeee aslında.



15 Ekim 2008 Çarşamba

Son Gelişmeler







Kaan bugün itibariyle tam 13 ay, 20 günlük . Artık rahat rahat yürüyor, hatta koşuyor. Arada ufak tefek düşmeler,yaralanmalar olsada Allah'a şükür büyük bir hasar yok şimdilik. Bütün gün peşinden koşturuyor beni. Kaan' ı bizim evde arayanlar koltukların ve duvar ünitesinin üstüne bakarlarsa bulabilirler. Favori mekanı duvar ünitesinin üstü. Gözümün içine bakıp benim ona yaramazlık yaptığı zamanlarda yaptığım gibi işaret parmağını sallayıp ıııh diyerek duvar ünitesine bir hızla tırmanıyor. Oradan artık çerçeve,abajur artık eline ne geçerse oynamaya ve bazen bunları atmaya başlıyor. Koltukların ve duvar ünitesinin üstünde bulamadınız mı Kaan'ı? O zaman elektrik süpürgesinin yanına bir bakın. Mutlaka oradadır. Veya mutfakta dolapların ve çekmecelerin yanında veya masanın altında veya kapıyı açık yakalamışsa banyoda veya balkonda.....
Favori oyuncaklarımız başta elektrik süpürgesi ve ütü olmak üzere tencere, tava, cezve, blender, şarzlı el süpürgesi, çatal kaşıklar, evde kırılabilicek eşya ne varsa artık onlar. Bunlarla oynamaya bayılıyor tabi yakalarsa:)))

Geçelim kelime hazinemize. Kelime hazinesi dediysem yanlış anlamayın öyle hazine mazine yok aslında ortada:) Mama, anne, baba, dede, bitti, gitti, ne, baybay, cici, bibi baba (seni bir bir babaya söylüycem anlamında ...
Kaan dilin nerde diyince hemen çıkarıyor dilini. Ne zaman sorsam mutlaka gösteriyor. Hatta geçenlerde ağlarken Kaan dilin nerde dedim ağlamaya kısa bir ara verip dilini çıkardı, sonra ağlamaya kaldığı yerden devam etti. Burnunu, gözünü, elini, ayağını gösteriyor. Düşünüyorum şimdilik bunlar geldi aklıma. Bugünlük benden bu kadar.

13 Ekim 2008 Pazartesi

Sobe!

Tatlı Pamuş, nam-ı diğer Ceren'in annesi Siyap beni sobelemiş. İlk defa sobelendim. Önce teşekkür ederek sonrada özür dileyerek, konusu ev yaşamamımda hoşlanmadığımız şeyler olan yazıma başlıyorum. Aslında yazacak o kadar çok şey var ki ama şu anda aklımda olanları yazıcam. Eminim bu postu yayınladıktan sonra bir sürü şey gelicek aklıma.

-Herkesin dediği gibi ıslak bırakılan bir banyo ve banyo terliği.

- Aslında en başta yazmam gerekiyordu, ev yaşamımda sevmediğim, hatta nefret ettiğim şey ütü:((( Ütüyü görmek bile beni geriyor. Eşimin işi dolayısıyla o kadar çok yapıyorum ki.

-Dolapların, çekmecelerin düzenlendikten sonra eşim ve Kaan tarafından darmadağın edilmesi.

-Evde herhangi bir yerde kirli çorap görmek.

-Aniden, haber vermeden gelen misafir. Tabi her zaman misafirin başımın üstünde yeri vardır ama haber verilip gelinirse daha güzel ağırlayabilirim misafirlerimi.

-Dış kapıdan içeriye bir adım bile olsa ayakkabıyla girilmesi. Hatta dış kapı mermerinin üstüne basılması bile beni rahatsız eder.

-Yani aslında kısaca özetleyecek olursak evin dağıtılmasından ve kirlenmesinden hiç hoşlanmam. Ama bu mümkün mü? Hayır peki ben dağıtıp, kirletmiyor muyum? Evet. O zaman bu konuda kendimdende hoşlanmıyorum:)))

11 Ekim 2008 Cumartesi

Bayram Tatili, Kıyıköy...

Yine uzun zaman olmuş yazmayalı. Bu yüzden bol resimli bir post olucak. En son posttan sonra neler oldu diye düşünüyorumda, ilk aklıma gelen bayram alışverişleri ve bayram temizliği oluyor. Bu bayram farklıydı benim için. Uzun zamandan beri yaşamadığım heyecanı yaşadım oğlum sayesinde. En son çocukken bayram hazırlığı yaparken bu kadar heycanlandığımı hatırlıyorum. Bayram gelmeden haftalar önce günleri saydığımı hatırlıyorum. Evimizde tatlı bir telaş olurdu. Annem planlar yapardı kendince. Ne zaman temizlik yapılıcak, alışverişe ne zaman çıkılıcak, tatlı ne zaman açılıcak, sarmalar, dolmalar, yoğurtlu çorbalar... Bu liste böyle uzayıp giderdi. Arife günü bu işlerin çoğu bitmiş olurdu. Akşam babam eve çikolatalarla,şekerlerle, ve birde leblebilerle dönerdi. Kızkardeşim ve ben akşamdan başlardık çikolataları yemeye. Bayram alışverişleri bir olaydı:) Bayramlık kıyafetlerimizi alırken annem çok yorulurdu. Malum iki kız olunca, hele birde o iki kız çok zor beğenince, ayaklarına karasular inerdi artık.

Bayram sabahı yine tatlı bir telaş. Geceden başımızın ucuna koyduğumuz kıyafetlerimizi giyerdik hemen. Babam bayram namazından dönerdi. Anne babanın elleri öpülür harçlıklar alınırdı. Hatta benden sadece iki yaş büyük olan abimden bile harçlık alırdım:) Sonra, önce babane daha sonra anane ziyaretleri yapılırdı. İkinci günüde diğer büyükler ziyaret edilirdi, eve gelenler ağırlanırdı. Bayramın son günü çikolatalar mutlaka tükenirdi, bayram hasılatları bir güzel sayılır saklanır, sonra yine anneye verilirdi:) Bu posta başlarken bunları yazmak değildi niyetim aslında. Niye bunları yazdım ki şimdi ben? Galiba o günleri bir daha yaşamak istedim... Galiba o günleri çoooook özledim. Biz çok mutlu bir aileydik...

Neyse gelelim sadede. Ben bu bayramı çocukluğumdaki bayramlara benzetmeye çalıştım. Bayram temizliğimi yaptım Hacer Abla sağolsun. Bayram alışverişimizi yaptık. Ama tatlılarla ve yemeklerle uğraşmadım. Çünkü sadece bayramın birinci günü evdeydik. Bu bayramı çok güzel geçirdik eşim, oğlum ve ben. Allah'a şükür... Bayramı fırsat bilip ikinci günü Kıyıköy'e gittik, arkadaşlarımızla beraber. Fazla anlatmaya gerek yok heralde. Zira o kadar çok resim yükledim ki... Kıyıköye giderken yolda uyuyan Kaan ve Emir



Kaan o kadar çok yürüdü ki. Biz yorulduk o yorulmadı ...

İki küçük çekirdek aile



Kaldığımız otel tam bir aile oteliydi. Genelde çocuklu aileler vardı.








Kafa dinlemek isteyenler için mükemmel bir yer.












Kaplumbağa ve yavruları...


Kaan uyurken onu izlemeye doyamıyorum.