Bayram sabahı yine tatlı bir telaş. Geceden başımızın ucuna koyduğumuz kıyafetlerimizi giyerdik hemen. Babam bayram namazından dönerdi. Anne babanın elleri öpülür harçlıklar alınırdı. Hatta benden sadece iki yaş büyük olan abimden bile harçlık alırdım:) Sonra, önce babane daha sonra anane ziyaretleri yapılırdı. İkinci günüde diğer büyükler ziyaret edilirdi, eve gelenler ağırlanırdı. Bayramın son günü çikolatalar mutlaka tükenirdi, bayram hasılatları bir güzel sayılır saklanır, sonra yine anneye verilirdi:) Bu posta başlarken bunları yazmak değildi niyetim aslında. Niye bunları yazdım ki şimdi ben? Galiba o günleri bir daha yaşamak istedim... Galiba o günleri çoooook özledim. Biz çok mutlu bir aileydik...
Neyse gelelim sadede. Ben bu bayramı çocukluğumdaki bayramlara benzetmeye çalıştım. Bayram temizliğimi yaptım Hacer Abla sağolsun. Bayram alışverişimizi yaptık. Ama tatlılarla ve yemeklerle uğraşmadım. Çünkü sadece bayramın birinci günü evdeydik. Bu bayramı çok güzel geçirdik eşim, oğlum ve ben. Allah'a şükür... Bayramı fırsat bilip ikinci günü Kıyıköy'e gittik, arkadaşlarımızla beraber. Fazla anlatmaya gerek yok heralde. Zira o kadar çok resim yükledim ki...
Kıyıköye giderken yolda uyuyan Kaan ve Emir

Fotoğraflar ne kadar canlı, renkli.
YanıtlaSilUyurken gerçekten çok ayrı bir tat bebekleri, çocukları izlemek.
Ben de oğluma dayanamıyorum uyurken.