Kaan'ımız

Lilypie Fourth Birthday tickers
Parklar-Oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Parklar-Oyunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2009 Pazar

Lunapark

Benim minik, tatlı kuşum keşke seni hergün çok sevdiğin luna parka götürebilsek. Bunu gerçekten çok isterdim. Sorun seni götürmek de değil zaten. Getirememek:(( Sen şu park dönüşü krizlerinden vazgeçsen, eve mutlu mesut dönebilsek, herşey o kadar güzel olacak ki..

 Yaklaşık bir ay önceki resimler bunlar. Hava güzel, Kaan'ın keyfi yerinde ama çok uykusu  var.  O yüzden yüzü pek gülmüyor.  Ve biraz sonra eve dönerken kıyametler kopuyor.Yanlış zamanlama..



Hayatın her zaman renkli olsun senin deyiminle  bu lulapark gibi :) Hayat sana hep güzel sürprizler yapsın benim minik erkeğim :))



18 Eylül 2009 Cuma

Anne mu ne? Anne mu ne...... Ve çok sevdiğim çiçeklerim

Kaan: Anne mu ne?
Anne: Çiçekler mi? (Çiçek olduğunu bildiği halde soruyor)
Kaan: Hıı hııı.

Anne: Annecim bu çiçekler, hani geçen hafta Yeşilköy Pazarına gitmiştik ya, hani sen daha pazara girer girmez ağlamaya sızlamaya,etrafta ne gördüysen istemeye başlamıştın ya, daha ilk 10 dakikada annene sinir krizleri geçirtmiştin ya .......... işte o gün istediğin balon, simit, pamuk şeker, ayıcıklı balon .... vs. aldıktan sonraki sakin durduğun zamanlardan birinde aldım. Çok güzel değil mi?

Kaan: Gücel..

Bu aralar en çok kurduğun cümle bu. Anne bu ne? Biz her seferinde ama bazen sabır çekerek cevaplıyoruz sorularını.
Birini seveceğin zaman sırtına vurup koçum diyorsun. Geçenlerde Ece'yle oynarken birdenbire sarılarak, sırtına vurup koçum dedin ya, ne güldük sana.

En sevdiğin mekan park. Artık salıncaklar değilde kaydıraklar seni cezbediyor.
Birde parkta tanıştığın minik arkadaşların. Seni arkadaşlarınla oynarken seyretmek çok güzel.




Ve sonbahar iyiki geldin. Özlemiştik ve sıkılmıştık sıcaklardan...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

...Onncak, Ucaak, Ego, Avun (Oyuncak, Uçak,Lego,Hamur)

Her gün düzenli bir şekilde önce lego oynanır. Yalnız değil ama mutlaka anne ile ve yerde. Legoyla ev, ağaba, pük (küp) vb. bir sürü şey yapılır.


Anneye poz verilir. Anne çek diye.

Legodan sonra oyun hamuruna geçilir. En sevdiği şey saat yapmak hamurdan. Koluna takar, anne sorar: Saat kaç Kaan? Canı kaçı istiyorsa onu söyler. Parmaklar havada biy, üç, peş,atı, edi, oduz ama en çok uunn'u gösterir Kaan'ın saati:)


Bensiz oynadığı tek şey uçak. Artık uçaktan korkmuyoruz ya, çok seviyoruz ya, uçak gördüğü zaman anne bi-ne-cem bi-ne-cem diye ağlıyor.Bazende el sallıyoruz uçaktaki teyzemize:)
Yukarıdaki fotodan aynada Kaan Bey'in parmak izlerini görebilirsiniz :)




7 Haziran 2009 Pazar

Bu aralar yoğunum yine. Yazmaya pek fırsatım yok. Ama hazır Kaan uyuyorken uzun uzun yazıyım. Fırsat bu fırsat.
Evdeki halıları gönderdik, halı yıkamacıya. Bugün gelicek ve yarın evde büyük bir temizlik var. Duvar, cam, kapı inşallah yarına bitirebilir Hacer Abla. Ben önceden her zamanki gibi hazırlığımı yaptım. Evdeki bütün dolapları, çekmeceleri temizleyip düzenledim. Bugün perdelerimi yıkayıp ütülüycem yarına hazır olsun diye. Birde salonumdaki beyaz deri koltukları silicem her zamanki gibi. Beyaz deri koltuklar benim tatlı belam...Ne kadar şikayet etsemde ben bu beyaz deri koltuklardan vazgeçemem. Bugün yine koltuk alıcak olsam yine gider beyaz deri kotuk alırım.Peki neden şikayet ediyorum, çünkü temizliği çok zor. Sürekli ilgi bekliyor kendileri haftada bir tozlarını almak, hatta 2-3 günde bir...Ayda birde çamaşır suyuyla silinip, durulanıp, kurulanmak ister bu beyaz deri koltuklar..Birde sürekli gözünüzün üzerinde olması lazım. Zira bazen insanların giydiği kıyafetten bile nem kapıyor bunlar. Üzerlerinde gazete, dergi bile okuyamıyorsunuz bunların. Sürekli bir koruma içgüdüsü hissediyorum bu koltuklara. karşı. En çokta Kaan'a karşı. Ama eğer temizlendilerse. Heleki çamaşır suyuyla sildiyseniz (Biliyorum deriler çamaşır suyuyla silinmez ama başka türlü temizlenmiyor napiyim) tertemiz ve bembeyaz gözüküyorlarsa bakıp bakıp bütün çektiklerime değer diyorsunuz. Ne uzattım ya ben bu konuyu.Neyse gelelim benim minik oğluşuma. O her zaman enerjik, her zaman oyun ister, park ister zaman,mekan farketmez. Pili hiç bitmez. Dün gece 12'ye kadar uyumadı sabahta 7' de uyandı. Biraz önce uyudu. Birazdan uyanır. Başlar benim yavru kuşum konuşmaya. Anne hu(su), anne det (kek), anne gak (kalk), anne bapuz(karpuz).... Aslında bu ayrı bir post konusu.

Yarın her zamanki gibi koşuşturmaca beni bekliyor. Kaan Hacer Ablanın peşinde yani kovaların ben Kaan'ın peşinde koşturup durucaz. Salı günü günüm var:P Çarşamba yatılı misafirlerimiz geliyor. Eşimin kuzeninin düğünü var ve düğünden sonraki gün annemlerin yanındayım inşallah:)) Tüm bunların arasında bitmeyecek gibi duran iki koca kitabım var. Sanmayın ki ders çalışmıyorum tüm bu iş gücün arasında Kaan uyurken günde en az iki saat çalışmaya çalışıyorum. Birde Kaan'ımı parka götürmeye sonrada onu parktan söküp almaya çalışıyorum...



Salıncak, kaydırak, her topu kendi topu zannedip almaya çalışmak, her bisikleti kendi bisikleti gibi görüp başkalarının bisikletine sulanmak ve bu aralar anneyle parkta top oynamak en büyük zevklerimiz.
Tüm bunları yaparken tabi yoruluyoruz 5-6 saniye banka oturup dinleniyoruz.

Çimlerin üzerinde koşmaya hatta yuvarlanmaya bayılıyoruz.

Arada anneye şımarıp poz veriyoruz.




Parkın boş olduğu saatler...



Herkesin topuna sulanan Kaan..

Kendisinin olmayan topu başkalarına kaptırmak istemeyen Kaan..


Ablalara abi diye sesleniyor, ablalar bozuluyor.




İki gün önce Ece'yle..


Birbirlerini çok seviyorlar:P

Birde dudağından öpmeye çalışıyor Ece'yi. Salıncağına bindirip uçtu uçtu diyor.

Bunlar mı? Hayatımda gördüğüm en güzel el ve ayaklar:))

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Bu pazar her zamanki gibi kahvaltıya kayınvalidemlere gittik. Kahvaltıdan sonra cumartesi akşamı,pazar günü arkadaşlarla yapılan plan bozulunca bizde biraz gezdik, yürüyüş yaptık, pazara gittik ve yorgun argın eve döndük. Ben ütü yapmayı planlarken telefon çaldı ve başka bir yere davet edildik. Evden çıkmadan önce Kaan iki arada bir derede ütüyle elini yakmayı becerdi:(( Allah' a binlerce şükür işaret parmağında küçücük bir yer ama acısını bir Kaan' a birde bana sormak lazım. Onun eliyle beraber benimde içim yandı tabi. Elini gösterip acii acii (acıdı ) diyip durdu. Yanık kremini sürdükten yarım saat sonra dindi acısı. Neyse Esra'lara gittik her zamanki gibi yine çok güzel yemekler yapmıştı. Kahvelerimizide içtikten sonra erkekler Beşiktaş-Galatasaray maçını izlerken biz yürüyüşe çıktık. Tabi önce parka uğradık. Hava biraz serin olunca, Kaan Esra Teyzesinin hırkasını giyince ortaya işte böyle görüntüler çıktı:))
Ben fotoğtraf çekmek için oturunca o da oturup annesine poz verdi:)
Hepimizi peşinden koşturdu . Koşarken poposu bir o yana bir bu yana sallanıp durdu. O kadar güldük ki... O hali gözümün önünden gitmiyor. Çooooook şekerdi. Keşke o anı kameraya çekebilseydim:(



14 Mayıs 2009 Perşembe

Kaan Bugün...

Kaan bugün önce iyi bir öğlen uykusu çekti. Enerji depoladı. Sonrada annesini akşama kadar parkta peşinden koşturdu...


Yürüdü, koştu, hopladı, zıpladı, düştü:)))








Orda küçük bir ablasından top kaçırdı. Ablasıda oynaması için izin verdi. Kaan'da kendine ait olmayan o topu kimseye kaptırmamak için sıkı sıkı kucakladı.



Baktı ki bu böyle olmuycak. Kucakta top, hiç zevki yok. Paylaşmak lazım dedi ve küçük arkadaşlarıyla oynamaya başladı.




Benim minik oğlum, dün, işte böyle çok mutluydu. Saatlerce parkta oynadı durdu. Annesinin pili bitti. Onunki bitmek bilmedi maşallah:)))